::..İgRa..::

Oku.! Yaradan Rabbinin Adıyla Oku...!
 
AnasayfaAnasayfa  igra Blogigra Blog  PortalliPortalli  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Cengiz Numanan Oğlu'ndan Şiirler..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
igra
Genel Yönetici
Genel Yönetici


Mesaj Sayısı : 2881
Yaş : 43
Job/hobbies : madem ölüm tek bir defa gelecek,,,ODA neden ALLAH için olmasın...
Kayıt tarihi : 11/08/07

MesajKonu: Cengiz Numanan Oğlu'ndan Şiirler..   Cuma Şub. 27, 2009 9:41 pm

GÜL Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî; GÜL

Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî;
Aklansın.. Ölümün kara düşleri,
Korkuları, umutlara döndürsün.
Rahmetinle, her damlası
Cehennemler söndürsün...
Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî;
Cennetler berâtı inci damlalar,
Secdelerde seller gibi çağlasın.
Etrafımda haşre kadar melekler,
Sevinçlerle ağlasın...

Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî;
Eritsin.. Buzlarını gafletin,
Gönül ufukları, nûra bürünsün.
Açılsın da cehlin kara perdesi,
Gerçek görünsün...

Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî;
Müjdeler dökülsün, Arş-ı Âlâ'dan,
Hidâyet selleri, sineme dolsun.
Her damlası Mahşer Günü
Şâhidim olsun...

Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî;
Esmâ'ndaki 'Doksandokuz' aşkına,
Semâlardan gufranını indirsin.
Hesap günü, titreşirken Mîzan'da,
Hicâbımı dindirsin...

Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî;
Firdevs Göklerinden, nûr sağnakları,
Dehşet günü, Sırât üzre saçılsın.
Sekiz yerden, sekiz cennet kapısı
Bir lâhzada açılsın...

Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî;
Sabahı beklerken, berzâh gecesi,
Selâm sellerine dönsün köpürsün.
Kabir toprağımdan, Mahşere kadar,
Azap kirlerini silsin süpürsün...

Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî
Arıtsın.. Şu nankör nefsi hevâdan,
Bütün zerrelerim, Kur'ân'la dolsun.
Ve Mahşer günü, şu tövbekâr bedenim,
Şehitlerle haşrolsun...

ÂMİN!



CENGİZ NUMANOĞLU

_________________

"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle Sen Hakk'a giden yollarda vuslata vesile..
" Vuslat, hudutları "keşke" ile başlayan "ama" ile biten bir uzak diyar artık...
biz yalancı nazarlara kanıp gönüllerin tefsirinde hata ettik...

unuttuk sabır imbiklerinde bekleyiş damıtmayı vefasızlığa yenik düştük...











En son igra tarafından Cuma Şub. 27, 2009 9:56 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://igra.1forum.biz
igra
Genel Yönetici
Genel Yönetici


Mesaj Sayısı : 2881
Yaş : 43
Job/hobbies : madem ölüm tek bir defa gelecek,,,ODA neden ALLAH için olmasın...
Kayıt tarihi : 11/08/07

MesajKonu: Dinle beni ey kibir !   Cuma Şub. 27, 2009 9:44 pm

Dinle beni ey kibir !


Dinle beni ey kibir ! Sen ki, iblisi bile;
Nasıl baştan çıkardın, Allah'a isyân ile.
Lânetlendi nihayet, o cüretkâr sözünden,
Ve Cennetten kovuldu, şeytan senin yüzünden..
İşte o günden beri, iblisle ortaklaşa;
Dünyayı kuşattınız, zulümle baştan başa.
Nifak tohumlarını, beyinlere ektiniz,
Ahlâkın iplerini, beraberce çektiniz..

Gör ki; senin yüzünden, ne hâle geldi insan;
Ne haysiyet, ne şeref, ne merhamet, ne vicdan.
Duymaz oldu.. Hukukun, adâletin sesini ;
Sana secde ederken, kaybetti kıblesini..

Dinle beni ey kibir ! Bütün büyük savaşlar;
Senden gelen küçücük, bir kıvılcımla başlar.
Sen olmasaydın eğer, ne Stalin, ne Hitler,
Ne Firavun olurdu.. Ne bunca parazitler..

Ne bir fitne kalırdı, bu dünyada ne haset ;
Ne bu toplu mezarlar, ne yakılmış bir ceset.
Sönmezdi yeryüzünde, milyarlarca ocaklar,
Milyarlarca anada, boş kalmazdı kucaklar..

Ey kibir ! Bilirsin ki; aşağılık duygusu,
Gururla karışınca, olur en büyük pusu.
Bu kompleks; insanları, sürüklerken zillete,
Tarihler mezar oldu, gör ki, nice millete..

Sen ki; ne Ebreheler.. Ne Kârunlar doğurdun,
Çağdaş emsallerini, aynı kapta yoğurdun.
Senden sebep nesiller, temelleri sökmede;
Bencillik bombasıyla, evlilikler çökmede..

Dinle beni ey kibir ! Bu savaşım sanadır,
Gâlibiyet her zaman, düşünenden yanadır.
Bil ki; tuzaklarına, tuzaklar kuracağım;
Seni her an, her yerde, Kur'ân'la vuracağım..

Dökeceğim ortaya, sinsi hesaplarını;
Ve emrinde çalışan, insan kasaplarını.
Bütün dünya görecek, senin kirli yüzünü;
Kan ve kinle beslenen, doyurulmaz özünü..

Biliyorum.. İşim zor; gaflettedir insanlar,
Bu nedenle pek çoğu, seni mezarda anlar.
Kimi şöhret delisi, kimi zil zurna sarhoş;
Biliyorum.. Onlara, ne söylense hepsi boş..

Ama sen zannetme ki; bu savaş burda biter,
Bir kişi de uyansa, bu kazanç bana yeter.
Dilerim ki; insanlar, gerçekleri görürler;
Senin girdaplarına, kapılmadan yürürler.

Dinle beni ey kibir ! Şaka değil sözlerim,
Bu savaş ancak biter, kapanınca gözlerim.
Attığın her düğümü, îmanla çözeceğim;
Ve seni, her secdede, ezdikçe ezeceğim !.


CENGİZ NUMANOĞLU

_________________

"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle Sen Hakk'a giden yollarda vuslata vesile..
" Vuslat, hudutları "keşke" ile başlayan "ama" ile biten bir uzak diyar artık...
biz yalancı nazarlara kanıp gönüllerin tefsirinde hata ettik...

unuttuk sabır imbiklerinde bekleyiş damıtmayı vefasızlığa yenik düştük...









Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://igra.1forum.biz
igra
Genel Yönetici
Genel Yönetici


Mesaj Sayısı : 2881
Yaş : 43
Job/hobbies : madem ölüm tek bir defa gelecek,,,ODA neden ALLAH için olmasın...
Kayıt tarihi : 11/08/07

MesajKonu: Geri: Cengiz Numanan Oğlu'ndan Şiirler..   Cuma Şub. 27, 2009 9:47 pm

DOSTLARIM

Neden beni getirip, teneşirde soydunuz ?
Arkasından yıkayıp, bir tabuta koydunuz ?
Neden toplandı bugün, burada bunca kişi ?
Bir yanlışlık olmalı, anlamadım bu işi !..

Niçin bağlandı çenem?.. Bu kefen neyin nesi ?
Söyleyin!. Gerçek midir, duyduğum salâ sesi ?
Ne işim var ki benim, bu musalla taşında ?
Oysa olmam gerekir, işlerimin başında...

Yoksa bu yaptığınız; bir oyun , bir şaka mı ?
Tadında kalsın artık, bırakın şu yakamı.
Ya sen, hoca efendi!. Oyuna dahil misin ?
Ben nasıl ölürüm ki; bu kadar cahil misin ?

Yoksa kim olduğumu, sen de mi bilmiyorsun ?
Bir özür dileyip de, kendine gelmiyorsun ?
Haberin var mı benim, şöhretimden, şânımdan ?
O derin mafyadaki, büyük itibarımdan?..

Belki merak edersin, ünvanımı rütbemi;
Ulemâ susta durur, bir giyersem cübbemi.
Bana yakışıyor mu, burada böyle yatmak ?
Sanki ölmüşüm gibi, omuzlarda tur atmak ?..

Lütfen, hoca efendi, sürdürme şu oyunu;
Benim gibi bir kurda, güldürme şu koyunu..
Hele, şu cebindeki, telefonu bir ver de;
Bak nasıl açılacak, kapılar perde perde...

Şu gördüğün hüzünlü maskelere aldırma;
Onlara inanıp da, sakın namaz kıldırma.
Duydum ki; işgüzarlar, mezar bile kazmışlar.
Görüyorsun ya hocam, bunlar hepten azmışlar...

Kaldır artık tabutun, kapağını üstümden;
Sıkılmaya başladım, şu dikişsiz kostümden.
Aklını kullan hocam!.. Ben sözümü tutarım;
Seni Ulu Cami'ye imam bile atarım...

Karar ver de bu işi, tatlıya bağlayalım;
Maaşına ilâve , bir katkı sağlayalım.
Bu kadar şaka yeter, beni artık salıver;
İlk taksitin yerine, şu zarfı da alıver...

...................................................................

Dinle ey âciz mevta!. Bu konuşan hocadır;
Gördüklerin ne şaka, ne de kandırmacadır.
Sağlığında ''yobaz'' der, beni hep küçümserdin;
Şimdi ne oldu sana, hocaya postu serdin ?..

Uyan artık ey mevta!. Sen öldün.. Sağ değilsin ;
Çırpınışın boşuna, o dik başın eğilsin!.
Bu tabutlara daha, ne şöhretler girecek,
Neler gördü bu hoca, daha neler görecek...

Bekliyor Münker Nekir, şimdi seni mezarda;
Rüşvet müşvet geçmiyor, gideceğin pazarda.
Bu dünyada put yaptın, şan ,şöhreti, parayı;
Az sonra göreceksin, orda akla karayı.

Gelecek kulağına, önce şöyle bir hitap;
''Duymadın mı dünyada , Kurân diye bir kitap?''
Duydum desen bir türlü , duymadım desen yalan.
Kurtarır belki seni, mafyadan arta kalan...

Gerçekleri bu fakir, böyle getirdi dile,
Bilirim.. Bu satırlar, anlayana çok bile.
Uzatıp bozmayalım, şiirin kıvamını;
Herkes kendi getirsin öykünün devamını...



CENGİZ NUMANOĞLU

_________________

"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle Sen Hakk'a giden yollarda vuslata vesile..
" Vuslat, hudutları "keşke" ile başlayan "ama" ile biten bir uzak diyar artık...
biz yalancı nazarlara kanıp gönüllerin tefsirinde hata ettik...

unuttuk sabır imbiklerinde bekleyiş damıtmayı vefasızlığa yenik düştük...









Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://igra.1forum.biz
igra
Genel Yönetici
Genel Yönetici


Mesaj Sayısı : 2881
Yaş : 43
Job/hobbies : madem ölüm tek bir defa gelecek,,,ODA neden ALLAH için olmasın...
Kayıt tarihi : 11/08/07

MesajKonu: Geri: Cengiz Numanan Oğlu'ndan Şiirler..   Cuma Şub. 27, 2009 9:51 pm

Doğruyu söyleyen, dost gerek bana...

Konuş, ey musalla!. Sustuğun yeter,
Sen sustukça kalbim, taştan da beter.
Gafletin adını, koymuşum kader,
Zor gelse de gerçek, nefsimden yana,
Doğruyu söyleyen, dost gerek bana...

Yaşadın.. Kim bilir ne kahırları,
Taşıdın.. Bunca kör ve sağırları.
Konuş ey musalla! Dök şu sırları,
Gör ki; bıkmışım ben, riyâdan yana,
Doğruyu söyleyen, dost gerek bana...


Gerçi, her gün seni göz görse bile;
İbret almak için, görmek nâfile.
Konuş, ey musalla! Gel artık dile;
Vur şu gafletimi, gücenmem sana,
Doğruyu söyleyen, dost gerek bana...


Nerde o taçların, mağrur başları?
Âhû gözdelerin, hilâl kaşları?
Susmayın.. Konuşun, mezar taşları;
Bir daha dönemem, ben bu cihana;
Doğruyu söyleyen dost gerek bana...


Hani, ölümlere alkış tutanlar?
O çağdaş kuklalar, o kahramanlar(!)?
Ey mezar taşları ! Nerde o canlar ?
Bir daha izin yok, bu imtihana;
Doğruyu söyleyen, dost gerek bana...


Sen ey toprak ana ! Nedir bu sükût ?
Kararan kalbime, biraz ışık tut.
Tabut mu beşiktir, beşik mi tabut ?
Ölüm doğum mudur ?. De toprak ana,
Doğruyu söyleyen dost gerek bana...



CENGİZ NUMANOĞLU

_________________

"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle Sen Hakk'a giden yollarda vuslata vesile..
" Vuslat, hudutları "keşke" ile başlayan "ama" ile biten bir uzak diyar artık...
biz yalancı nazarlara kanıp gönüllerin tefsirinde hata ettik...

unuttuk sabır imbiklerinde bekleyiş damıtmayı vefasızlığa yenik düştük...









Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://igra.1forum.biz
igra
Genel Yönetici
Genel Yönetici


Mesaj Sayısı : 2881
Yaş : 43
Job/hobbies : madem ölüm tek bir defa gelecek,,,ODA neden ALLAH için olmasın...
Kayıt tarihi : 11/08/07

MesajKonu: Geri: Cengiz Numanan Oğlu'ndan Şiirler..   Cuma Şub. 27, 2009 9:58 pm

Nesine güvenir.. Şu insanoğlu ?..


Akıl dizginleri, nefsin elinde,
İdrâki boğulmuş, kibir selinde,
''Zayıf'' tır sıfatı, Kur'ân dilinde,
Nesine güvenir.. Şu insanoğlu ?..


İlâhî Mesaj'a , dudak bükerken,
Hakk'ça yaşamaya,''Bağnazlık'' derken,
Allah'a bu kadar, isyan ederken,
Nesine güvenir.. Şu insanoğlu?..


Dağlar dikip, denizleri kazamaz,
Kendi kader kısmetini yazamaz,
Vâdesini bir sâniye bozamaz,
Nesine güvenir.. Şu insanoğlu?..


Bir mum alevine dayanmaz teni,
İncitir canını, bir gül dikeni,
Kara toprak değil midir kökeni,
Nesine güvenir.. Şu insanoğlu?..


Yarınki lokması, bilemez kaçtır,
Rızkını veren var, vermese açtır,
İbret için, karıncaya muhtaçtır,
Nesine güvenir.. Şu insanoğlu?..


Bir hücrenin, can sırrına eremez,
Gaybı sorsan, bir tek cevap veremez,
Karanlıkta, âciz kalır göremez,
Nesine güvenir.. Şu insanoğlu?..


Kurgu-bilim çemberinden çıkamaz,
Güneş desen, çıplak gözle bakamaz,
Bir sineğe, bir kanatçık takamaz,
Nesine güvenir.. Şu insanoğlu?..


Ne zamana hükmü geçer, ne cana;
Tâcı, tahtı, bırakarak bir yana,
Girecektir, bir daracık mekâna,
Nesine güvenir.. Şu insanoğlu?..


Sual melekleri, gelince dile;
Dünyalar dolusu fidye nâfile,
Münker Nekir, kopya vermez gâfile,
Nesine güvenir.. Şu insanoğlu?..


CENGİZ NUMANOĞLU

_________________

"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle Sen Hakk'a giden yollarda vuslata vesile..
" Vuslat, hudutları "keşke" ile başlayan "ama" ile biten bir uzak diyar artık...
biz yalancı nazarlara kanıp gönüllerin tefsirinde hata ettik...

unuttuk sabır imbiklerinde bekleyiş damıtmayı vefasızlığa yenik düştük...









Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://igra.1forum.biz
igra
Genel Yönetici
Genel Yönetici


Mesaj Sayısı : 2881
Yaş : 43
Job/hobbies : madem ölüm tek bir defa gelecek,,,ODA neden ALLAH için olmasın...
Kayıt tarihi : 11/08/07

MesajKonu: Geri: Cengiz Numanan Oğlu'ndan Şiirler..   Cuma Şub. 27, 2009 10:01 pm

Eğer, bilsen ki bugün,

Eğer, bilsen ki bugün,
Son günüdür ömrünün...
Neler yapardın acep,
Nasıl geçerdi günün?..
Yine düşünür müydün;
Mevsimlik kostümlerde
Renklerin modasını?..

Ve yazlık köşkün için,
Pembe, İtalyan tipi
O yatak odasını?..

''Doldur!..'' diye haykıran,
Şarkılara dem tutar;
Meyhâneci dostuna
Sitem'le çatar mıydın?..

O bir günlük ömrüne,
Bunları katar mıydın?

Hele ki.. Bu dünyanın,
''Anasını'' bu kadar
Kolayca satar mıydın?.

Eğer, bilsen ki bugün,
Son günüdür ömrünün..
Neler yapardın acep,
Nasıl geçerdi günün?..

Yine, o mezarlıktan;
Çılgın kahkahalarla,
Şen, şakrak geçer miydin?..

Yine mahremlerini
Cömertçe(!) açar mıydın?

Ve mâbetler dolusu
Arınmış insanlara,
'Yobaz' yaftasıyla
Hükümler biçer miydin?..

O ezan seslerinden,
Yine de kaçar mıydın?..

Eğer, bilsen ki bugün,
Son günüdür ömrünün...
Neler yapardın acep,
Nasıl geçerdi günün?...

'Vurdumduymaz' tavrını
Yine öyle takınır,
Servetin zekâtını,
Fukaradan sakınır;

Bu İlâhi buyruktan,
Yine yakınır mıydın?..

Koltuk ihtirâsıyla,
Ahlâk yolundan sapar;
Paraya tapar mıydın?..

Şuursuz alkışlarla,
Zâlime arka çıkar;
O vebâl ateşinde,
Kendini yakar mıydın?..

Yine, hoş gelir miydi;
Âyetle alay eden,
O zındık fıkraları?..
O işret sofraları?.

Eğer, bilsen ki bugün,
Son günüdür ömrünün..
Neler yapardın acep,
Nasıl geçerdi günün?..

Geç de olsa...
O, 'Allah korkusu'yla tanışır;
Secdeyle, seccadeyle,
Hemen barışır mıydın?.

Bunca beyhude geçen,
Ömrüne yanar durur;
Pişmanlıklar içinde,
Dizine vurur muydun?..

O cehennem korkusu,
Bütün kalbini sarar,
Haklarını yediğin,
Kulları arar mıydın?..

Anlar mıydın.. Zerrelerin
Zikreden dillerini?..
Açar mıydın.. semâya,
Titreyen ellerini?..

Yalvarır mıydın? ''Yarab,
Bana bir fırsat'' diye
''Kulun uyandı artık,
Ömrünü uzat'' diye...



CENGİZ NUMANOĞLU


_________________

"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle Sen Hakk'a giden yollarda vuslata vesile..
" Vuslat, hudutları "keşke" ile başlayan "ama" ile biten bir uzak diyar artık...
biz yalancı nazarlara kanıp gönüllerin tefsirinde hata ettik...

unuttuk sabır imbiklerinde bekleyiş damıtmayı vefasızlığa yenik düştük...









Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://igra.1forum.biz
igra
Genel Yönetici
Genel Yönetici


Mesaj Sayısı : 2881
Yaş : 43
Job/hobbies : madem ölüm tek bir defa gelecek,,,ODA neden ALLAH için olmasın...
Kayıt tarihi : 11/08/07

MesajKonu: Geri: Cengiz Numanan Oğlu'ndan Şiirler..   Cuma Şub. 27, 2009 10:03 pm

Sana Yöneldim

Kuluna göz verdin, ''gör Beni'' dedin,
Dil verdin, ''bilene sor Beni'' dedin,
Gönül verdin, ''hayra yor Beni'' dedin,
Gördüm, sordum, yordum, Sana yöneldim.

Nice dervişlerle, uzun söyleştim,
Kör kör bakan, kullarınla eyleştim,
İyi, kötü, ne verdiysen paylaştım,
Aldığım hisseyle, Sana yöneldim.

Bolca bolca verdin, gönül aşımı,
Müjdelere yordun, şu göz yaşımı,
Hiç kimseye, eğmediğim başımı,
Yalnız Sana eğdim, Sana yöneldim.

Beşer, kazanında, piştim pişeli,
Kimi üzgün gördüm, kimi neş'eli,
Kimi döner durur, aşka düşeli,
Pervaneler gibi, Sana yöneldim.

Kimi uykulara, derince dalmış,
Kimisi kararsız, ortada kalmış,
Kimi, Seni arar, kimi de bulmuş,
Bulanlardan oldum, Sana yöneldim.

Kimi der ki; ''varsa görünsün, bize''.
Kimi, görmüş, gelmiş önünde dize.
Nasıl göstermeli, görmeyen göze?
Görenlerden oldum, Sana yöneldim.

Bir ana serçenin, içgüdüsünde,
Tavus kuşlarının ince süsünde,
Nice örümceğin, ak örtüsünde,
Hep, Seni gördüm de, Sana yöneldim.

Bir lokma, bir hırka hâllere düştüm,
Herkesi dost bildim, dillere düştüm,
İncecik, dikenli yollara düştüm,
Kan revan içinde, Sana yöneldim.

Bir kitap gönderdin, cümle âleme,
Tek hecesi bile gelmez kaleme,
Dedin ''Benden başka bir şey dileme''
Satır satır çözüp, Sana yöneldim.

Toprak verdin, tohum verdin ekmeye,
Çile verdin, dergâhında çekmeye,
O zengin sofranda, kuru ekmeğe,
Razı ola ola, Sana yöneldim.

Hak verdin, bâtılı yanında kıldın,
Şeytanı, insanın kanında kıldın,
Akıl verip, nefsin, önünde kıldın,
Nefsime hükmedip, Sana yöneldim.

Âlimin ilmini, zâlim bilir mi?
Yol sokak bilmeyen, Seni bulur mu?
Bilenle bilmeyen, eşit olur mu?
Bilenlerden oldum, Sana yöneldim.

Kâbe'de şahlanan, elleri gördüm,
Yalvarıp yakaran, dilleri gördüm,
Önünde durulmaz, selleri gördüm,
Kapıldım sellere, Sana yöneldim.

Gördüm; dolup taşan mâbetlerini,
Dinledim; çınlayan âyetlerini,
Hele, o kulların niyetlerini,
Duydum, duya duya, Sana yöneldim.

Duydum; kul hakkını, yiyenler varmış,
''Mahşer günü yoktur'', diyenler varmış,
Kürkten kefen dikip, giyenler varmış,
Buna şaşıp kaldım, Sana yöneldim.

Yürüdüm, sağı da solu da gördüm,
Kavşakta yıllarca, düşünüp durdum,
Verdiğin vicdana, elimi vurdum,
''Başka yol yok'' dedi, Sana yöneldim.

Câmi kubbeleri, güyâ büyüktü,
Kubbeni görünce, bir korku çöktü,
Bu nasıl mîmâri, bu nasıl yüktü?
Aczimi bildim de, Sana yöneldim.

Bir köprü kurmuşsun, derler incedir,
Sordum, düşenlerin hâli nicedir?
Dediler; bağışlar, O çok yücedir,
Nice ümitlerle, Sana yöneldim.

Kulda kusur gördüm, kuldan sakladım,
Nice lekeleri, silip pakladım,
Sır verdiler, sır üstüne ekledim,
Doldum, dola dola, Sana yöneldim.

Akrabaya koştum, dedim; ''yaram var'',
''Biraz derincedir, incitmeden sar''
Ne yeminler etti, dedi; ''elim dar''
Asıl, bu yarayla, Sana yöneldim.

Kul gördüm, kuluna hased çekmede,
Kin tohumun, nesil nesil ekmede,
Bir yudum su verse, başa kakmada,
''Muhtaç etme'' dedim, Sana yöneldim.

Kulunu denedin, çöle düşürdüm,
''Bir damla su'' dedim, göle düşürdün,
''Ya hidâyet'' dedim, sele düşürdün,
Boğuldum, boğuldum, Sana yöneldim.

Kimdir, dedim, hücrelere can veren?
Bunca görünmezi, bakmadan gören?
Kilitli, kilitsiz her yere giren?
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim.

Kimdir, dedim, kalp gözüme nûr veren?
Bana, bunca güzellikler gösteren?
Bütün, şek ve şüpheleri susturan?
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim.

Kimdir dedim, o şeytanı nâr eden?
''Ol '' deyip de, âlemleri vâr eden?
Melekleri kullarına yâr eden?
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim.

Hikmetinden ''sorgu sual'' olunmaz,
Bir sel var ki içimde, karşı durulmaz,
Yazdıkça yazar da, elim yorulmaz,
İçim döküp döküp, Sana yöneldim.

Günah denizine, boyumca daldım,
Çırpına çırpına kumsala geldim,
Gör ki; bir kum tanesi de, ben oldum,
Yerimi buldum da, Sana yöneldim.

Bin kez tövbelerden, şaşırıp döndüm,
Bin kere nûrlandım, bin kere söndüm,
Gel gör ki; bu defa, bir başka yandım,
Küllere döndüm de, Sana yöneldim.

Bir zaman, şeytana eşlik ederdim,
''Herşey bu dünyada, öte yok'' derdim,
Bir kara boşlukta, koşup giderdim,
Gör ki; döndüm Yârab, Sana yöneldim.

Kendi gafletimden, düştüm kedere,
Yıllarca suçladım, küstüm kadere,
Ne fayda ki, geçen geçti bir kere,
Zararlardan dönüp, Sana yöneldim.

Dünya nimetleri, başım döndürdü,
Gönül gözlerime, perde indirdi,
Yüreğimde, ne fenerler söndürdü,
Birer birer yakıp, Sana yöneldim.

Haram pazarında, tacirlik ettim,
Sermayeden oldum, kârı tükettim,
İtibârım vardı Sende, yok ettim,
Binbir ''eyvah!'' ile, Sana yöneldim.

Şarap; nice derde, sandım ki değer,
Bunca içer miydim, bilseydim eğer,
Beni sarhoş eden, adınmış meğer,
Kırdım kadehleri, Sana yöneldim.

Bilmedim, verdiğin, can kıymetini,
Yüklendim dünyanın, bin zahmetini,
Gerçi yüzüm yok ya; o rahmetini,
Yine de ver, diye, Sana yöneldim.

Nankör oldum, buldum Sana bahane,
Kibirlendim, oldum deli divane,
En sonunda, harmanında bir tane,
Savrula savrula, Sana yöneldim.

Dediler; ''Hani, sen böyle değildin,
Gaflet lekelerin, neyledin sildin?
Adresi kim verdi, yolu ne bildin?''
Anlata anlata, Sana yöneldim.

''Yıllarca durmadan, meyhane sordun,
Kumarhanelere tezgahı kurdun,
Dört nala koşarken, nasıl da durdun?''
Dedim; ''durduran var'', Sana yöneldim.

Yön bilmez kullara, yollar neylesin,
Bağlanmış kollara eller neylesin,
Mızrap, sarhoş vurur, teller neylesin,
Tel tel inledim de, Sana yöneldim.

Gönül pınarları, gördüm ki kurur,
Kapılar kapanmış kilitli durur,
Açan yok, ellerim boşuna vurur,
Anahtar sormaya, Sana yöneldim.

Katı yürek gördüm, kurşunlar delmez,
Yüz adım giderim, bir adım gelmez,
Dediler; ''nankördür, teşekkür bilmez,''
Dedim; bilen bilir, Sana yöneldim.

Zavallı bir zümre, gördüm ki hele,
Müşrikle, münâfık, vermiş elele,
Hasetten çatlatır, şeytanı bile,
Hâlime şükredip, Sana yöneldim.

Gördüm, daha nice, yoldan sapanlar,
Dünya malın, putlaştırıp tapanlar,
Haram harmanında, hasat yapanlar,
Binlerce ''vah!'' ile Sana yöneldim.

Ölümsüz kim? dedim, aradım durdum,
Bilgelere vardım, kapılar vurdum,
Nice âlimlere, danışıp sordum,
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim.

Ölümsüz kim? dedim; güneş ve aya,
Dört milyar yaşında, fâni dünyaya,
Ölümsüz kim? dedim; ateş ve suya,
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim.

Nice âhu gözler, samur saçlara,
Zümrüt saraylara, yakut taçlara,
Krallara, kılıçlara, meçlere
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim.

Kimseye benzemez, doğmaz ölmezsin,
Ağlayıp sızlamaz, coşup gülmezsin,
Kulumsun dediğin, dostu silmezsin,
Vefâna yâr olup, Sana yöneldim.

Sabahın geceyi, kovduğu yerde,
İlmin cehâleti, boğduğu yerde,
Îmânın kalbime, doğduğu yerde,
Hep, Seni gördüm de, Sana yöneldim.

Ağaçlar, çiçekler, çimler, fidanlar,
Akrepler, böcekler, kuşlar, yılanlar,
Bütün emirleri, Senden alanlar,
Gördüm, göre göre, Sana yöneldim.

Fakir, fukaranın, dik başlarını,
Seyrettim, onurlu savaşlarını,
Bir yetim yavrunun, göz yaşlarını,
Mendil mendil sildim, Sana yöneldim.

Sahipsiz, kimsesiz, felçli düşkünler,
Yaşları yetmişi, çoktan aşkınlar,
Bir el bekliyorlar, öyle şaşkınlar,
El verdim, verdikçe, Sana yöneldim.

Bir gâzi yanında, durasım geldi,
Hâli vakti nedir, sorasım geldi,
Biraz vefâ bulup, veresim geldi,
Yüreğim sızlayıp, Sana yöneldim.

Veren el alandan, üstün buyurdun,
Bunu bütün kullarına duyurdun,
Sonra da, onların seyrine durdun,
Verdim, vere vere, Sana yöneldim.

Komşu kapısını, usulca vurdum,
Aç mıdır, tok mudur, gizlice sordum,
İki lokmam vardı, birini verdim,
Rızânı almaya, Sana yöneldim.

Binbir çeşit, mahlukâtı türettin,
Kimine göz verdin, kimin kör ettin,
Bunca denge hesabını sır ettin,
Çözmek için Yârab, Sana yöneldim.

Ölüm, bir karanlık geceyse eğer,
Bunca korkulara, dedim ki; değer.
Oysa; uyanmakmış, sabahmış meğer,
Seherin gördüm de, Sana yöneldim.

Anam, atam, çoktan Sana varmışlar,
Huzurunda, huzur ile durmuşlar,
Fâtihâ gönderen evlât sormuşlar,
''Vâsıl eyle'' diye, Sana yöneldim.

Bilirim ki; adâletin yücedir,
Kılıçlardan keskin, kıldan incedir,
Ya, hukuk dağıtan, kullar nicedir?
Sen bilirsin Yârab, Sana yöneldim.

Hak yolunda, zincirlere vuruldum,
Ne fırtınalardan, durdum duruldum,
Seni, serap serap, sordum yoruldum,
Şimdi, pınar pınar, Sana yöneldim.

Zengin, fakir demez, bakmazsın yaşa,
Sevdiğin kulunu, çalarsın taşa,
Senden ne gelirse, razıyım başa,
Affına sığındım, Sana yöneldim.

Dedim; vâdettiğin, o Cennet nerde?
Dedin; ''kâlp gözüyle baktığın yerde.''
''Belki, bir fakirde, belki hakirde''
Kalbim göz eyleyip, Sana yöneldim.

Oruç mükâfatı, yalnız Sendeymiş,
Açlığın böylesi, ne güzel şeymiş,
Sabrın lezzetine, vardım ki; neymiş!.
Onu, tada tada, Sana yöneldim.

Kul gördüm; yoksundur, elden ayaktan,
Dedim; yürüyemez, kalkıp yataktan,
Meğerse, o Sana, yürümüş çoktan,
Koştum, nefes nefes, Sana yöneldim.

Gördüm, kadın hakkı, bilmez er kişi,
Zulmeder, aklınca, çünkü o dişi,
En kutsal emânet, verdin ki; eşi,
Başıma tâc edip, Sana yöneldim.

Kötürüm anaya, dertler yükledin,
Oğlunda kızında, sabır yokladın,
Ayağı altına, Cennet sakladın,
Öptüm o Cenneti, Sana yöneldim.

Çektim gözlerimden, gaflet tülünü,
Neyleyim, mevsimlik dünya gülünü?
Yeter ki; kulunun ahret çölünü,
Gül gülistan eyle, Sana yöneldim.

İster isen, bağışlarsın kulunu,
Ateşlerden döndürürsün yolunu,
Atlastan biçersin, kabir çulunu,
Bağışla ki Yârab, Sana yöneldim.

Gördüm ki; kullara hudut çizilmiş,
Gurur, kibir, kullar için değilmiş,
En gururlu başlar bile eğilmiş,
''Yerle yeksan'' olup, Sana yöneldim.

Mahşerde çözülür, diller konuşur,
Diller inkâr etse, eller konuşur,
Göz, kulak, parmaklar, kollar konuşur,
Ben, nice ikrarla, Sana yöneldim.

Duydum ki; düşünce bir ibâdetmiş,
Gönül tahtın; düşünenler fethetmiş,
Bilmem; bu lezzeti, kaç kulun tadmış,
Tadanlardan oldum, Sana yöneldim.

Bir damladan yaptın, insan denizi,
Ne huyları benzer, ne parmak izi,
Daha neler gördü, şu gönül gözü,
Kudretine hayran, Sana yöneldim.

Vermekle bitse de, dünya nimeti,
Verdikçe artıyor, gönül serveti,
Bu nasıl ticaret, nedir hikmeti?
Bunca servet ile, Sana yöneldim.

Cennetten haber mi, güller lâleler?
O namus beyazı, gür şelâleler?
Hani, dağılır ya; suda hâleler,
Büyüdüm, büyüdüm, Sana yöneldim.

Milyarlarca galaksiler, yıldızlar,
Akıllar durduran, ulu sonsuzlar,
Kimbilir ötede, daha neler var,
Bir sorup, bin kere, Sana yöneldim.

Rızkına, bilerek, haram katmadım,
Para pul verdiler, inanç satmadım,
Kul elini, minnet ile tutmadım,
Minnet, diye diye, Sana yöneldim.

Nefsimle savaştım, yendim, yenildim,
Dostum oldu, iyi günde anıldım,
Dünya makâmına, kandım yanıldım,
Makâm istemeye, Sana yöneldim.

Yıllar geçer, ömür geçer âheste,
İstemem, gözüm yok, altın kafeste,
Bana, bir servet ver, o son nefeste;
Îmân, diye diye, Sana yöneldim.

Serveti verirsin, her isteyene,
İlmi, ancak, onu servet bilene,
Ne mutlu ki; o serveti bulana,
Gör ki; bulmak için, Sana yöneldim.

Dedin: ''Bir düşkünü, kim ki, dost seçer,
O ince köprüden, kolayca geçer,
Merhamet ekenler, merhamet biçer,
Ektim de, biçmeye, Sana yöneldim.

Rızân için, karşılıksız verenler,
Rızân için, gönüllere girenler,
Müjdelenmiş, kâlp gözünden görenler,
Müjdemi almaya, Sana yöneldim.

'Tasavvuf' dedim de, düşündüm derin,
Aşk ile kalbimi kapladı yerin,
Şaşırıp kaldığım, bunca eserin,
Ustasını görüp, Sana yöneldim.

Kim, ne yapar, Senden, bedelin alır,
Ne tehir edilir, ne hakkı kalır,
Herkesin serveti, peşinden gelir,
Ben, fakir hâlimle, Sana yöneldim.

Her kula katında, bir yer vermişsin,
''Onu ancak, ben bilirim'' dermişsin,
Hüküm verenlere, kahredermişsin,
Haddimi bildim de, Sana yöneldim.

Nefesleri sayıp, verirsin bize,
Gün be gün, tükenir, görünmez göze,
Şehâdet denilen, o güzel söze,
Nefes ihsân eyle, Sana yöneldim.

Bunu anlatması, zor gelir dile,
Nedir ki, dünyada çekilen çile,
Kabir azâbını, düşünmek bile,
Kuluna yetti de, Sana yöneldim.

Ne yaralar gördüm, ilâç kâr etmez,
Ne hastalar gördüm, gecesi bitmez,
Yine de; sabreder, isyana gitmez,
Hayran, hayran bakıp, Sana yöneldim.

Kin ve intikamda, uyardın bizi,
Dedin; ''Yumuşatın kâlplerinizi,
Sonra; boğar sizi, öfke denizi.''
Kıyılardan döndüm, Sana yöneldim.

Topladın, beş vakit, mâbette bizi,
Olduk, dalga dalga, insan denizi,
Çözüldü göklerde, ruhların gizi,
Onların izinden, Sana yöneldim.

Bu dünya; üç günlük bir saltanatmış,
Hani, var mı onu, bir gün uzatmış?
Ölüm; bazen azat, bazen azapmış,
Azat, diye diye, Sana yöneldim.

Geceler sultanı, Kadir Gecesi,
Yedi kat göklerde, kulların sesi,
Duydum ki; yerini, bulmuş nicesi,
Bir yer ver demeye, Sana yöneldim.

''O gece'' hacetler, bol tutulurmuş;
''O gece'' arayan, Dost'u bulurmuş,
Gönüller, Muhammed tahtı olurmuş,
Gönlümü taht edip, Sana yöneldim.

''O gece'' nefesler, yel yel olurmuş,
Bulutlar nûr döker, sel sel olurmuş,
Bedenler semâda, el el olurmuş,
Yel yel, sel sel , el el, Sana yöneldim.

''O gece'' melekler, saf saf inermiş,
''O gece'' acılar, dertler dinermiş,
''O gece'' cehennem bile sönermiş,
Ben aşk ateşiyle, Sana yöneldim.

Sahip kimdir? dedim, yüce dağlara,
Engin denizlere, sonsuz çağlara,
Göçüp gidenlere, kalan sağlara,
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim.

Sahip kimdir? dedim, kurda kuşlara,
Ağaçlara, topraklara, taşlara,
Nice sultanlara, mağrur başlara,
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim.

Sahip kimdir? dedim, ıssız çöllere,
Şimşeklere, tayfunlara, sellere,
Yedi kat semâya, bakan ellere,
Hep, Seni dediler, Sana yöneldim.

Aylar döner, mevsim döner, yıl döner,
Dünya döner, devran döner, yol döner,
Bir gün gelir, tövbe eder, kul döner,
Döndüm, döne döne, Sana yöneldim.

Mânâyı, maddeyi, önüme serdin,
Defteri kalemi, elime verdin,
''Beni tanıyorsun, yaz artık'' dedin,
Ne mümkün dedim de, Sana yöneldim.

Bu nâciz kuluna, ömür verdikçe,
Hayrına binlerce, hayır kat YÂRAB,
Dünya var oldukça, mahşere kadar,
Amel defterini, açık tut YÂRAB

ÂMİN!

CENGİZ NUMANOĞLU

_________________

"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle Sen Hakk'a giden yollarda vuslata vesile..
" Vuslat, hudutları "keşke" ile başlayan "ama" ile biten bir uzak diyar artık...
biz yalancı nazarlara kanıp gönüllerin tefsirinde hata ettik...

unuttuk sabır imbiklerinde bekleyiş damıtmayı vefasızlığa yenik düştük...









Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://igra.1forum.biz
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Cengiz Numanan Oğlu'ndan Şiirler..   Bugün 2:05 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Cengiz Numanan Oğlu'ndan Şiirler..
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» şizofren şiirler
» Yeliz Şar(Melike)
» Ebru Gündeş'in An An Beyin Kanaması
» 'ÖLÜMÜN KIYISINA GETİRİP BIRAKTILAR'
» İyi bir çiğ köfte nasıl yapılır?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
::..İgRa..:: :: Dini :: Dini Şiirler-
Buraya geçin: