::..İgRa..::

Oku.! Yaradan Rabbinin Adıyla Oku...!
 
AnasayfaAnasayfa  igra Blogigra Blog  PortalliPortalli  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Hayrettin Paşa’nın rüyası ümmete aşk olmalıdır!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Misafir
Misafir



MesajKonu: Hayrettin Paşa’nın rüyası ümmete aşk olmalıdır!   Çarş. Mart 12, 2008 5:03 pm

Hayrettin Paşa’nın rüyası ümmete aşk olmalıdır!

Yusuf Genç

12.03.2008


Duvarlarından haritaları, kitaplarından kelimeleri çalınmış bir milletiz biz. Kanımızı kaynatmak için okuyacağımız hikâyelerin, denizin ötesini düşünmek için bakacağımız haritaların varlığını da bilgisini de çoktan unuttuk. Aslında kâğıttan yapılmış kaba ve soğuk Avrupa binalarının büyüsüne kapılıp, el emeği göz nuru ile ter dökülmüş, her işlemesine ayrı bir zarafet ve incelik konulmuş, mermer ya da ahşap işlemeli köklü mirasımızın mimarisini terk etmemiz gibidir bu. Atlaslarımızı kaybettikten nice sonradır istidadımızı unutup harita peşine düşmemiz. Hikâyelerimizi bir kenara attıktan sonra başlamıştır Osmanlı torunlarının Robin Hood masallarıyla büyümesi… Kendi sözümüzün olmadığını zanneden zavallılar, Robin Hood’u Haçlı seferlerine katılan bir yağmacı değil de, iyilik havarisi olarak tanıttılar bize.

Türk istikbalinin evladının, meselenin farkına vardığını söyleyebiliyor muyuz? Ne yazık ki hayır… Hâlbuki hem en esaslı haritalar hem de en deli hikâyeler, sınırları zorlayan bizim adamlar tarafından varedilmişti. Hatırlamak için enerji harcamak yerine unutmamak için çaba sarf etmiş olsaydık, yeryüzünün en esaslı haritasının çay sofralarımızın müdavimlerinden Piri Reis tarafından çizildiğini bugün bilmiş olurduk. Piri Reis, modern teknolojinin hala ulaşamadığı “dünya onaltıgendir” bilgisini de insanlık bilgi tarihine eklemiş bir bizim adamdır. İyi bakarsanız her akşam soframızın bir kenarında gözlerini şekersiz çayına düşürüp denizin ötesini düşündüğünü görebilirsiniz. Bu tıpkı Hayfa sahilinde Akdeniz’e bakarken denizin ötesini düşleyen Filistinli çocuğun gözyaşlarının acı olması gibidir.

Dün vilayetimiz olan coğrafyaların yerlerini bile bugün unutmuş olmamız, kendi haritalarımıza bakıp kendi rüyalarımızı göremiyor olmamızdan kaynaklanıyor. Batı’ya yolladığımız çocukların ortak hastalığı Gazali’nin kötülük problemini özümsemeden Batı felsefesinin kötülük problemine atlamış olmalarıydı. Hemen hepsi döner dönmez, getirdikleri masallarla hikâyelerimizin üstünü örttüler. Kendi haritalarımız gibi kendi hikâyelerimize dönmeden işlerin düzelmeyeceğini söyleyebiliriz.

Birlik bilinci...

Biz Hızır Reis’in rüyalarını görmüyoruz çünkü uykuya yattığımız yer de ayıkken baktığımız yer de onun durduğu yer değil. Hızır Reis, Batılıların Barbaros diye bildiği Kanuni’nin Hayrettin dediği Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa’dan başkası değildir. Son büyük hikâyelerimizden birinin yazarıdır Hayrettin Paşa. Masallarla uyuşturulmuş, zihinsel etkinlikleri durdurulmuş ve hafızası çırılçıplak soyulmuş bir milletin, özellikle kahramana ihtiyacı olan bir milletin, çocuklarına tekrar tekrar okutturacağı, ezberleteceği bir hikâyedir o. Seferden vakit buldukça değil, her çağrıldığında, her emir aldığında soframıza koşup gelmiş bir bizim adamdır. Gülbank-ı Muhammedi’nin derya tutucusudur.

Barbaros Hayrettin Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle hatıralarını yazdırmış bir denizci. On altıncı asır Osmanlı tarihinin en dikkate değer eserlerinden biri olan hatıraların aynı zamanda Türk denizcilik tarihi üzerine yazılan en önemli eser olduğunu da biliyoruz. Türkçe yazılan Hatıralar, başta Arapça olmak üzere, Fransızca, İspanyolca ve İtalyancaya çevrilmiş. Kendi dilinin çocukları dışında okuyanı çok olmuş diyebiliriz. Maalesef.

Barbaros Hayrettin Paşa, güçlendikten sonra itiraz etmiş değil, güçlü iken gelip Kanuni’nin elini öpüp şeref bulmuş bir beyefendidir. Onu modern İslamcılardan ayıran da budur. Tunus ve Cezayir’i kendi fethetmiş, binlerce levendiyle derya fatihi olmuş iken Hilafet şehrine etek öperek girmiş, halifeden el almış ve başşehre itaat etmişti. Güçlendikten sonra el bırakanların yanlarına yaklaşmaz, sofralarına oturmaz Hayrettin Paşa. Birlik bilinci...

Onun yağmacı bir korsan olduğunu zannedenler, ağabeyi Oruç Reis’in neden bir rüya üzerine kalkıp dünyanın tüm okyanuslarını dalgalandırdığını anlamayacaklardır. Gerçek olan da budur. Barbaros’un ağabeyinden öğrendiği de bundan başkası değildi. Bu adamlar çılgındır… Bu adamlar bir rüya üzerine kalkıp Batı’ya gidecek, oraları karıştıracak kadar gözü pekdirler. Oruç Reis, Rodos’ta esir düştüğü sırada kendi söylediğine göre rüyasına “aksakallı bir hoca” girip şöyle söylemiş; “Ey Oruç, Cenab-ı Hakk sana batıda çok gazalar, büyük şan ve şerefler nasip etmiştir...”

Tek bir rüyaya inanıp, günlerce yol alarak Batı illerinin en güçlü krallarını korkuya salmak, ancak çılgınlıkla izah edilebilir. Bir ayete yaslanmanın, bir delile güvenmenin, bir rüyaya inanıp yola çıkmanın en sesli şarkısıdır bu adamlar. Bizim çocuklara ezberletilmesi gereken adamlardır bunlar. Batı’nın felsefesiyle, tekniğiyle, düşüncesiyle, yaşayışıyla dalga geçmiştir Hayrettin Paşa. Okyanusta dolaşıp, kâfir gemilerini esir alıp içindeki malları yoksul ahaliye dağıtmış, fakirleri gözetmiş, demir attığı her limanın ticaretini çoğaltmıştır. Denizlerin asayişini sağlamış, yurdu işgal edilen binlerce Endülüslü Müslüman’ı gemileriyle kurtarıp sağ salim Cezayir’e taşımıştır.

Keyifli adamdır Hayrettin Paşa. Modern İslamcılardan onu ayıran bir diğer şey de budur; o gazadan gelir de yorgun değildir. Diğerleri ise gaza gelir de hep yorgundurlar. Şunlar da geçer hatıratında: “Vaktiyle İspanyollar Cezayir şehri camilerinde ezan okunurken, minarelere topla nişan alıp yıkarlardı. Bu işi sırf keyif için yaparlardı. Nice minare yıkan ve nice müezzin kellesini uçuran topçubaşıyı huzuruma getirttim:

- “Bre kâfir dedim, keskin nişancı imişsin. Bir gülle ile minare yıkarmışsın. Gör şimdi top atışı nasıl olurmuş.”

“Kâfiri topa koyup deryaya attırdım.”

Barbaros Hayrettin Paşa’yı sadece Preveze’den bilenler, bir şey bildiklerini sanırlar. Aslında haklıdırlar. Preveze onun hayatında sadece bir şeydir. Uzun hayatına çok uzun yaşam sığdırmış olan Hayrettin Paşa, aslında doğu ile batı arasındaki ayrımı da netleştirir bizim için. Neler olduğu konusunda fikri olmayanların fikir edinebilmeleri için suya bakmaları yeterlidir. Orada Türk tehlikesini iyi bilen biri daha vardır; Andrea Doria.

Andrea Doria, Cenevizli bir amiraldir. Hayrettin Paşa’nın göz açtırmadığı amansız bir kâfirdir. Hayrettin Paşa’nın korkusundan bırakın denize açılmayı, su içerken bile korkudan titreyen bir adamdır. Asildir aynı zamanda, batı değerleriyle... Mağrur ve kibirlidir. Kendisine yediremez bir türlü bir korsandan korktuğunu. Ömrü, kendisinden rütbece yüksek akrabalarını geçmek ihtirasıyla tükenmiş bir zavallıdır. Her Batılı zavallı gibi iyi poz vermiştir tarihe. Andrea Doria ve Hayrettin Paşa arasındaki farklar doğu ile batı arasındaki farkları da ortaya koyar. Neden biz daha güzeliz? Bunun cevabı bu ikisi arasındadır.

Parlak renklere düşkünlüğü ile tanınan Floransalı ressam Agnolo Bronzo, Andrea Doria’nın bir tablosunu yapmıştır. Doria’yı deniz tanrısı Neptün’e benzeterek çizmiştir. “Ne var bunda” diyecek olanlara sıkı durmalarını salık veririm. Hayrettin Paşa, tıpkı bizim bütün güzel adamlarımız gibi poz vermemiş, iş yapmıştır.

Aynı zamanda tarihçi ve matematikçi de olan ünlü Türk minyatürcü Matrakçı Nasuh, Hayrettin Paşa’nın birkaç seferine katıldığı halde, Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa’nın resmini çizme yerine, uğradığı limanların minyatürünü çıkarır. İçindeki kibrin ve yükselme hırsının asalet olduğunu zanneden Andrea Doria tanrılık iddiasındadır. Korsanlıkla suçladığı ve alay ettiği Hayrettin Paşa ise, acziyetinin ve kulluğunun farkında muzaffer bir kumandandır. Neden biz daha güzeliz, sorusunun cevabını tek bir örnekte alabiliyoruz.

İnanç ve itaat...

Endülüs bozgunundan sonra, yarısı öldürülen diğer yarısı da Haçlılar tarafından dinlerini değiştirmeye zorlanan Müslümanları kurtarıp Cezayir limanına çıkaran Hayrettin Paşa’nın gemileri, Kıbrıs’ı da Filistin’i de kurtaracak beklenen Selahaddin’in muadilidir. [Tek farkla, o gemiler Müslümanları değil, Yahudileri taşıyacaktır bu sefer, Beyaz Rusya’ya götürecektir onları.]

Barbaros Hayrettin Paşa’nın rüyalarını görmeye başlamamız, iddiasını da seslendirmeye başlayabileceğimiz anlamına gelecektir. Buna inanıyorum. Hayrettin Paşa, hem modern İslamcılığın hem de Türk devletinin temel sıkıntılarına ilaç olacak örneklerle, zihin açıklığıyla ve ufuk genişliğiyle doludur. Ne dünya deniz savaşları içerisinde en büyük üç deniz savaşından biri olan Preveze ne de anlattığım şeyler aslında tam olarak özetlemiyor bu sınır aşan adamı. Benim için en çarpıcı hadisesi şu;

İstanbul’a gelip Kanuni’ye biat edip yola çıktıktan sonra, güneyde İbrahim Paşa ile buluşur. İbrahim Paşa, Kanuni’nin sadrazamıdır, kendi yaşlarında güvenilir, sağlam bir adamdır. Hayrettin Paşa’ya Hil’at giydirip, uğur olsun deyip sefere gönderir. Hayrettin Paşa, dünyanın en güçlü devletinin ikinci adamına şu teklifi yapar; ‘henüz keşfedilen Yenidünya’ya gitmemiz de fayda olabilir’

Henüz keşfedilen bu yenidünya, Kızılderili kanlarıyla alınan Amerika kıtasından başka bir şey değildi. Doğu’daki bir Türk ilinden, henüz görülmemiş bir kıta üzerine kafa yoran bu adamlar, kendi yaşamlarıyla dünyanın güzelliğine anlam katıyorlardı. Onların var oldukları içindi, zulmün payidar olmaması.

Hayrettin Paşa, birliğin de, inancın da, itaatin de ne olması gerektiği konusunda zihin açıcı bir kahramandır. Hatırlanması gereken, hatırlatılması gereken bir adamdır. Gemilerine atlayıp elimizde Piri Reis haritası olursa, o zaman Kudüs’ü kurtarmak için hareket edebiliriz işte.

İddia sahibi olmak, çok daha ilerisini düşünmek, İttihad-ı İslam’ın ne olduğunun farkına varmak, Hayrettin Paşa’yı iyi bilmekle başlayabilir.

Şunu iyi biliyorum ki; Hayrettin Paşa, yeryüzünün bütün mazlumlarını içine alacak kadar, Müslümanları tekrar bir araya toplayacak kadar geniştir. Yanlış anlaşılmasın, geniş olan gemileri değil yüreğidir. O yürektir, Türk illerinin başını hem Halife hem ‘Gran Senyor’ yapan.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
igra
Genel Yönetici
Genel Yönetici


Mesaj Sayısı : 2881
Yaş : 43
Job/hobbies : madem ölüm tek bir defa gelecek,,,ODA neden ALLAH için olmasın...
Kayıt tarihi : 11/08/07

MesajKonu: Geri: Hayrettin Paşa’nın rüyası ümmete aşk olmalıdır!   Çarş. Mart 12, 2008 5:37 pm

S.A Allah(c.c) razı olsun tayyar hoca.. 1

_________________

"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle Sen Hakk'a giden yollarda vuslata vesile..
" Vuslat, hudutları "keşke" ile başlayan "ama" ile biten bir uzak diyar artık...
biz yalancı nazarlara kanıp gönüllerin tefsirinde hata ettik...

unuttuk sabır imbiklerinde bekleyiş damıtmayı vefasızlığa yenik düştük...









Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://igra.1forum.biz
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Hayrettin Paşa’nın rüyası ümmete aşk olmalıdır!   Perş. Mart 13, 2008 10:53 pm

aleyküm selam igra kardeş sizdende allah razı olsun inşallah.gayret inşallah . ALKIŞ çiçek03 çiçek03 bayrak güll 1 besmele S.A H.G C.C A.E.OL ALLAHU EKBER
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Hayrettin Paşa’nın rüyası ümmete aşk olmalıdır!   Bugün 2:06 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hayrettin Paşa’nın rüyası ümmete aşk olmalıdır!
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» KARŞIYAKA LİSESİ’NİN TARİHSEL GELİŞİMİ
» NİNA VE ÇALAR SAATİ
» İstiare ile evlilik yapılır mı?
» Erken ergenlik eşittir kısa boy!
» gençkız rüyası...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
::..İgRa..:: :: Seçtiklerimiz :: Osmanlı tarihi-
Buraya geçin: